11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile başlayan, sonrasında Bülent Arınç’ın evinde eski bakanlarla devam eden iki günlük Ankara ziyareti heyecana yol açtı.

Üzerine ölü toprağı serpilmiş siyasete heyecan geldi.

Bu olay bize neyi gösterdi?

Seçim yeni bitmiş ve yüzde 50 zafer kazanmış bir iktidar partisine rağmen ‘arayış’ sürüyor.

İnsanlar ‘diyaloğa’, ‘yeni’ sesler duymaya ne kadar susamış!

Sadece ‘muhalif’ kesimlerde değil, iktidar cenahında da bir ‘sinmişlik’ söz konusu.

Gidişattan memmun olmayanlar arasında AK Partililerin sayısı hiç de az değilmiş.

Muhalefetin iktidar içi çekişmeden medet uman tavrı AK Parti’nin alternatifinin AK Parti olduğunu düşündürtüyor.

Günün sonunda şunları da söyleyebiliriz: Gül, Saray’a gitmeyi hiç düşünmüyordu. İçeriden ve dışarıdan gelen baskılar, “Ülke yanıyor, daha ne duruyorsunuz?” sözleri Külliye’ye gitmeyi zorunlu kıldı. Böylece, bundan sonra yapması muhtemel eleştirilerin zeminini de döşedi. Oraya gitmeden konuşsa komplolara kapı aralanacaktı.

Arınç, Çelik, Ergün, Ergin gibi eski arkadaşlarının hukukunu koruma adına da atılmış bir adımdı. Eskiden yemekler ‘eşli’ olurdu. Eşler en son geçen yıl, Gül’ün oğlunun düğününde Ağustos ayında buluşmuştu. Emine Hanım Köşk’e gitmişti ama Hayrünnisa Hanım Saray’a gelmedi.

Erdoğan ile Gül, Arınç, Çelik gibi isimler arasında ‘sevgi’den öte, ‘saygı’ya dayalı bir ilişki biçiminden bahsedebiliriz artık. Bu saatten sonra bu isimlerin Erdoğan ile kurmay ilişkisi içerisinde olması imkansız.

AK Parti kuruluşu öncesi ‘Erdemliler Hareketi’nin çekirdek kadrosu vardı. Lideri Erdoğan’dı. Şimdi de Gül’ün önderliğinde Bülent Arınç, Hüseyin Çelik, Nihat Ergün, Sadullah Ergin, Suat Kılıç’ın yer aldığı yeni bir ‘kadro’ oluştu.

“Yeni Parti mi geliyor?” sorusunun cevabı şimdilik ‘hayır’. Çünkü hepsi kendisini ‘AK Partili olarak tanımlıyor. Bu girişimi partiyi asli çizgisine (fabrika ayarları) döndürme adımı olarak görebiliriz. İpler daha da gerilir, bu isimler dışlanır ise ‘yeni oluşum’ ya da ‘parti’ sözcüğü daha sık kullanılır.

Ankara ziyareti sonrası Abdullah Gül’ün eli rahatladı. Daha fazla konuşacaktır.

AK Parti’de eskiden güç adacıkları vardı. Şimdi ise tek güç, üç eğilim var: Recep/Tayyip/Erdoğan.

Özetle…

Gül ve arkadaşları açısından ‘geri adım’ söz konusu değil. Ama bugünden yarına ‘ileri’ bir adım da beklenmesin. “Yeni parti” bugünün meselesi değil. İlk hedef ‘korku iklimi’nin dağıtılması ve balans ayarıydı. Söylenecekler söylendi. Yeni hamleler izlenmeli. 

Davutoğlu ‘tarafsız gözlemci’ gibi davranabilir mi?

Dikkat ettiniz mi, AK Parti’yi yazıyoruz ve Ahmet Davutoğlu’nun ismi geçmedi şu ana kadar.

Davutoğlu Başbakan ve genel başkanı olduğu partinin içerisinde yaşanan tartışmaya ‘müdahil’ değil.

Gelişmeler kısa vadede Davutoğlu’nun lehine gibi olsa da daha ne kadar ‘tarafsız gözlemci’ olarak durabilir?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı olması beklenemez. İlla bir tarafta yer alacaksa mecburen yeri orası olur.

Ama, Gül, Arınç ve arkadaşlarının itirazlarının kendisine siyaset alanı açtığı ve nefes aldırdığı da ortada.

İşi gerçekten çok zor Başbakan’ın.

Cumhurbaşkanı ‘taraf olmayan bertaraf olur’ der ve bir tercihe zorlarsa... 


Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
önemli değil 6 ay önce

Gül parti kuracak oy değil bitimi dahi vermem.